İstanbul Hava Durumu
Anket
4. Sayısını yayınladığımız Ata 2 Yaşam Bültenimiz hakkında ne düşünüyorsunuz?



 
Döviz Bilgieri
Merkez Bankası Döviz Kuru
  ALIŞ   SATIŞ
USD 4,8000   4,8086
EURO 5,5924   5,6025
       
Sitemizi Tavsiye Ediniz
Sitemizi arkadaşlarınıza tavsiye ederseniz memnun kalırız.
 
  
Ziyaretçi Bilgileri
Bugün: 86
Dün: 89
Toplam: 61948
ATA-2’nin TAPU MÜCADELESİ ve GELİNEN NOKTA..
 

30 YILLIK BİR ÖYKÜNÜN MÜCADELESİ GÜNÜMÜZE DEK UZANIYOR. Önce ilk kez okuyacaklar için çok kısa bir özet yapalım. Bildiğiniz gibi 1984 yılının Aralık ayında kurulan kooperatifimiz, 1985 yılında 641 bin metrekarelik arsasını satın alır, 1990 yılında yapı iznini, 1991 yılında da inşaat ruhsatlarını alır, kamu alanlarının terki uygulamalarını yaparak inşaatlarına başlar. 1995 yılında ilk teslimler yapılır ve 2000 yılına kadar tüm konutlar bitirilerek hak sahiplerine teslim edilir. Ancak yine 1995 yılında arazinin 455 bin m2’si 102 parsel adı altında 2B alanı olarak belirlenir ve yapı ruhsatları ge- çersiz hale gelir. Verilen hukuki mücadele 2001 yılında aleyhimize sonuçlanır ve bu 102 parselimiz kooperatiften alınarak hazine adına tescil edilir. Bugün bu 102 parselin sınırlarımız dışında kalan kısmı gecekonducuların işgali altındadır. Yasal mücadelemiz 2012 yılında çıkan 2B yasası ile farklı bir boyut kazanmış ve arsamızın tapusunun kooperatifimiz adına istenen bedelsiz tescilinin mücadelesi ise günümüze kadar gelmiştir.

SORUNUN TEMELİNDE GECEKONDU İŞGALİ YATIYOR. Tapumuzun alınmamış olmasının temel nedeni arsamız üzerinde işgalci konumunda olan gecekonduculardır. Yukarıda da anlattığım üzere başlangıçta her şey yasalara uygundu. Tapumuz alınmış, arsamızın tamamını kaplayacak şekilde (641069 metrekare) 2753 konuttan oluşan ilk vaziyet planımız yapılmıştı. 1991 tarih 5873 sayı ile inşaat ruhsatı alınmasını takiben inşaatların yapılmaya başlanmasıyla birlikte işgalcilerle olan mücadele de başlıyordu, çünkü arsamızın büyük bir kısmı gecekonducu işgali altında bulunmaktaydı. O tarihten itibaren yasal yollara başvurularak, kolluk kuvvetleri, belediye vb. desteği ile mücadele başlatılır, aylarca uğraşarak bugünkü Ata2 sınırları içinde bulunan gecekonducular çıkarılır, bazıları ile uzlaşma yoluna gidilir. Ancak şimdiki Sultan Murat sınırına gelindiğinde ciddi bir direnç ile karşılaşırlar. Gecekonducular çıkmak istemez ve çok büyük olaylar olur. Belediyeciler ve emniyet güçleri gündüz gelip on tane gecekonduyu yıkıyorlar, bir gecenin içerisinde bu kez 50 tane yeni gecekondu yapılıyor. Ertesi gün yine geliyorlar, sonra yine aynısı oluyor, bu böyle devam ediyor. Burada ciddi bir mücadele veriliyor, bırakın Sultan Murat tarafını boşaltmayı, boşaltılan alanların korunmasında dahi endişe ediyorlar. Bu direnci bir türlü kıramıyorlar ve Ata- 2’nin o dönemdeki yöneticileri gecekonducular ile toplanıp şöyle bir anlaşmaya varıyorlar. Diyorlar ki, “Tamam biz buradan sonraki gecekondu arazisine dokunmayalım ama artık siz de bizim sınırlarımıza geçmeyin”. Aslında herhangi bir genel kurul kararına dayanmayan bu protokolün resmi bir geçerliliği yok. Belediye ile de bu protokol görüşülmüş ve vaziyet planında değişikliğe gidilmesi konusunda anlaşılmış. İşgal bölgesinde bulunan 61 bahçeli ev ve 27 blok apartman yapıları yeni oluşturulan vaziyet planı içine yerleştiriliyor (Yani şu andaki Ata2 sınırları içine yerleştiriliyor). Bugün kimi yerlerdeki bina sıkışıklığı bu nedenledir.

GECEKONDUCULARIN İŞGALİNDEKİ BU ALAN BUGÜNKÜ KAMUSAL TERK ALANIMIZDIR. İşte yukarıda bahsettiğimiz gecekonducuların işgali altındaki bu alan, son vaziyet planımıza göre kamusal terkimizi yapacağımız alandır. Bildiğiniz gibi normalde satın alınan bir arazi üzerine konut yapıldığında bu alanın %40’ı yasal terk olarak kamu hizmetlerinde kullanılmak üzere vermek zorundasınız. Eğer gecekonducular olmayıp da, arazinin tamamına konut yapabilmiş olsaydık, bu brüt arazi üzerinde yapılacak terkler kendi arazimiz içerisinde kalırdı, okuluyla, camisiyle, yeşil alanı ve rekreasyon yerleri ile.. Ama bu şekilde burası dışarıda kalınca gecekondu arazisi olmasına rağmen bir kupon arazi konumuna düştü. Çünkü yaklaşık 159 dönümlük çok büyük bir alan gecekonducuların işgalinde kalan bu alan. Ve biz bu alanı yasal terkimiz olarak devlete bıraktığımızda, belediye kamusal tasarrufunu kullanarak yapacaklarını bu alan üzerinde gerçekleştirecek ki buna ileride değineceğim.

2012 YILINDA ÇIKAN 2B YASASI, NET BİR BİÇİMDE TAPUMUZUN ÜCRETSİZ OLARAK BİZE VERİLMESİNİ ÖNGÖRÜYOR Kaldığımız yerden devam etmek gerekirse, Ata-2’nin arazisinin gaspının öyküsü- nün ilk kez 2012 yılında farklı bir dönemeçten geçtiğini söyleyebiliriz. Bu yıl devlet baskılara dayanamayıp bir 2B yasası çıkarttı ve ATA-2’nin arazisinin de tekrar ATA-2 ye verilmesinin imkanı doğdu. 2B yasası aslında ilk önce orman köylülerine yönelik olarak çıkmıştı. Orman arazileri üzerindeki işgalcilerin, belirli bir bedel ödeyerek bu arazileri satın almaları için çı- kartıldı. Böylelikle hazine arazileri üzerindeki yapılaşma sorunu yasal bir zemine oturtulacaktı. Çıkan yasadaki 6. madde bunu düzenlemiş ve o bölgeden kadastronun geçmesini ve daha yasa çıkmadan önce bu arazilerde kim var, kim yok belirlemesini sağlanmıştı. Tabii tapusu olmayan işgalciler için bu 6. madde getirilirken, bir de geçmişte tapusu olup da iptal edilmiş olanların durumunu çözmek için de 7. madde getirilmişti. Ata-2 ve emsal konumdaki yerleri işaret eden bu madde, iptal edilen tapuların hak sahiplerine bedelsiz olarak iade edilmesini, sadece gerekli harçların alınmasını öngörüyor. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte Ata-2 yönetimi hemen tapusunun verilmesini istedi. (Bu arada şu anda Denizbank hesabımızda bulunan tapu harç paraları bile toplandı.) Öte yandan, aynı şekilde gecekonducular da defterdarlığa müracaat ettiler ve onlar da tapularını talep ettiler. “Eskiden tapumuz iptal olmuştu, 7. maddeye göre yeniden hak kazandık, tapumuzu verin” diyorduk, onlar da “Biz de işgalciyiz, 6. maddeye göre bize de buraları satarak tapumuzu verin” diyorlardı. (Bu arada Defterdarlık onlardan da iki- şer bin lira da müracaat parası almış). Bu ihtilaflı gibi gözüken bir durum yaratı- yordu ama aramızda önemli bir fark vardı. Sonradan geri alınmış olsa bile bizim bir tapumuz vardı ve yasal sahip biz iken, onlar devletin değil de bizim arazimiz üzerinde işgalci konumundaydılar.

2015 YILINDA ALINAN BAKANLIK YAZISI ASLINDA TAPUMUZUN ÜCRETSİZ OLARAK BİZE VERİLMESİNİ TEYİD ETMİŞ DURUMDA. Defterdarlığın bu haksız direnişi üzerine o dönemin yöneticileri belki de bu süreç içerisindeki en önemli adımlarını atarak Ankara’ya gidiyor ve baskı yapmaya başlıyorlar. Tüm bu çalışmalar 2015 yılının Şubat ayında sonuç veriyor ve Bakan Mehmet Şimşek imzalı “Söz konusu arazinin tapusunun Ata-2 üzerine bedelsiz olarak tescil edilmesi gerektiğini” açık açık belirten bir bakanlık olur yazısını alıyorlar. Bu resmi bir talimat konumundadır. Normalde artık onun üzerine bir karar olamaz zaten. Bakanlık bu yazısı ile tapunun ATA-2’ye verilmesini emretmiş. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisi bakanının vermiş olduğu bir devlet kararıdır. Zaten bu bakan olur yazısına dayanarak kadastrolar iptal edildi, tek tek gecekonducu parselleri tek parsele çevrilme ve birleştirme işlemleri yapıldı, tek parsele dönüştürüldü. Ancak tam tapu verilecekti ki o meşhur yürütmeyi durdurma kararı çıktı ve kaos bir başka boyuta taşındı.

ŞAİBELİ VE HATALI BİR YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI ŞU AN TÜM SÜRECİ ASKIYA ALMIŞ DURUMDA. Oysa 2B yasası çıktığında Defterdarlığın yapacağı çok basitti. Normalde yasaya dayanarak arazinin tapusunun tescilini hazine üzerinden alarak Ata- 2 kooperatifi adına yapması gerekiyordu, hepsi bu kadardı. Bu normal koşullarda bir günde, bir emirle olacak bir işti. Ama defterdarlık bunu yapmadı, çeşitli gerekçeler üretti, gecekondu bölgesinde yapılmış kadastro bahane edildi, belediye ile uzlaşma bahane edildi v.s. Bu arada haksız konumda olan gecekonduculara da vermedi, sessiz kaldı ama olan bize oldu. Çünkü gecekonducular iki ay geçtikten sonra teker teker dava açmaya başlıyorlar. Başvurularının zımnen reddedildiğini ve tapularını istediklerini söylüyorlar, bu arada ATA- 2 kooperatifi de İstanbul Defterdarlığına dava açıyor. Gecekonducular, İdare mahkemelerindeki davaların çoğunu kaybediyorlar ama bu mahkemelerden bir tanesi, 3. İdare Mahkemesi konu kendi kapsamında olmamasına rağmen yanlı bir kararla gecekonducuyu haklı buluyor ve yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Ben bunun da bir tezgah olduğunu düşünüyorum. Bilerek alınmış bir karar bu bence. Bütün diğer mahkemeler reddederken, sadece bu mahkeme kabul ediyor ve yürütmeyi durdurma kararı alıyor. Bu kararı veren hakimler de, sonradan FETÖ nedeniyle tutuklanıyorlar. Ama ne çare, bu arada bu garabet karar verilmiş oluyor. Ve olay bir üst mahkemeye taşınıyor ve bu kez içinde bulunduğumuz Danıştay süreci başlamış oluyor.

YENİ BİR DÖNEM, YENİ BİR YÖNETİM. 1 Kasım 2016 tarihinde ATA-2’de yeni bir yönetim göreve geldi. Bizler buraya bir iddia ile geldik. “Tapumuzu alacağız, yasal terklerimizi yapacağız, kat mülkiyetini çıkartarak ferdileşmeyi tamamlayacak ve kooperatifi feshedeceğiz” dedik. Bu sözümüzün arkasındayız ve zaten bunun için de ne gerekiyorsa yapıyoruz. Yeni seçilen yönetim olarak bizler geldiğimiz günden bu yana tapu meselesi ile ilgili olarak hemen her resmi kurumla gör- üştük. Yönetime geldiğimiz günden bu güne henüz 75 gün geçti, bu süre zarfında üç kere İstanbul Defterdarlığı ile, iki kere Ankara Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile, dört kere Üsküdar Belediye Başkanlığı ile, bir kere gecekondu temsilcileri ile toplantılar yaptık. Yani konu ile ilgili ne kadar kamu kurum ve kuruluşu varsa tamamını ayağa kaldırmış durumdayız. Her an süreci sıcak tutup takip etmekteyiz. Telefon görüşmelerimiz yoğun bir şekilde devam etmektedir, tapumuzu alıncaya kadar, yönetim olarak nefesimiz ilgililerin ensesinde eksik olmayacaktır. Biz bunca yıldır mağdur olduk, yeter artık! Biz daha fazla zaman kaybetmek istemiyor ve tapumuzun bize verilmesini istiyoruz.

GEREKLİ TÜM BİLGİLERİ BAHUM’A GÖNDERDİK BİLE. Gelinen noktada hep Defterdarlık adına Danıştay’da temyize giden o davayı işaret ediyorlar. Bu davanın mutlaka görülmesi ve çözüme kavuşturulması gerektiğini söylüyorlar. Bu dönem çok ters bir dönem. Devlet kademesinde kimse pek riske girmek istemiyor, herkes topu birbirine atıyor. Büyük bir atalet var. Böyle olunca da işler çözümsüz hale geliyor. Biz de Ankara’da kimi bulduysak baskı yapıyor ve bu davanın bir an önce görüşülmesini ve çözüme kavuşturulmasını istiyoruz. Öyle ki, herhangi bir zaman kaybı veya kaza olmasın diye, Danıştay’da dava görülmeye başlayınca talep edeceklerini düşündüğümüz tüm bilgileri ilgililerden şimdiden hazırlatıp Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemet Genel Müdürlüğü BAHUM’a gönderdik bile. Bu kadar titiz çalışıyoruz. BELEDİYE İLE İLK KEZ AYNI NOKTAYA GELİNDİ Şu gerçekler ortaklarımız tarafından bilinmelidir. Şartlar ne olursa olsun eninde sonunda 1038 ada 102 parselin (455207 metrekare) tapusu ATA-2 ye verilmek zorundadır, arsa tapusu ATA-2 ye verildikten sonra, ATA-2 sınırları dışında kalan işgal altındaki bölgeyi, inşaat projemiz gereği, yasal olarak kamuya terk etmek zorundayız. 1038 ada 102 parselin tapusu ATA-2 ye verilmeden bölgesel hiçbir problem çözülemez.

BELEDİYE BÖLGEDE NELER YAPACAĞINI İMAR PLANLARINDA AÇIK AÇIK BELİRTMİŞ. Bölgesel bu sorunun nasıl çözüme kavuşacağı, 2016 yılında çıkan 1/5000 ve 1/1000 lik Üsküdar bölgesel imar planlarında net bir şekilde belirtilmiş- tir, bu imar planlarına göre, 1038 ada 102 parsel’in tapusu ATA-2 ye verilecek, ATA-2 yasal kamusal terkinini yapacak, bu kamusal terk alanının %17 si sosyal yapılaşma adı altında imara açılacak (27000 m2) açılan bu bölgeye, ücreti karşılığı kamu eliyle işgalcilere yaklaşık 570 sosyal konut inşa edilip verilecek, diğer tüm alanlar yeşil alan, okul, dini tesis, mesire alanları, spor alanları olarak bırakılacaktır.

BU ÇÖZÜM BİZİM LEHİMİZE VE BİZ BU ÇÖZÜMÜ DESTEKLİYORUZ. Biz ATA-2 yönetimi olarak imar planlarındaki bu çözüm önerisine katılıyoruz ve destekliyoruz, bölgesel problemin ancak bu yolla çözülebileceğine inanıyoruz, bu çözüm çerçevesinde 1 metre dahi toprak hibe etmeyeceğimizi, brüt emsalimizin %100 korunacağını tüm ortaklarımı- zın bilmesi gerekir, zaten belediye de ATA-2 den sadece yasal terk istemektedir, imar planlarına koyduğu için hibe isteminden vazgeçmiş bulunmaktadır. Geldiğimiz bu noktada Üsküdar Belediyesi ile hem fikiriz ve hemfikir olduğumuzu ifade ediyoruz. Üsküdar Belediyesi ile bu sorunumuzu çözeceğimize inancımız tamdır. Öte yandan bize komşu terk alanında yapılacak tüm bu değişiklikler bizim yerlerimizin değerini arttırır.

 İŞGAL BÖLGESİNDE BULUNAN GECEKONDUCULAR BU ÇÖZÜM ÖNERİSİNE ŞİDDETLE KARŞI. Belediye ile toplantılar yaptığımız gibi gecekonducular ile de bir toplantı yaptık. Buraya geldiler ve bizim söylediğimiz şu oldu. “Bakın” dedik, “Bu davalar nedeniyle biz kendi işlerimizi çözemiyoruz, siz kendi işlerinizi çözemiyorsunuz. Aslında kendi kendinizi çözümsüz bırakarak kendi ayağınıza kurşun sıkıyorsunuz. Çekin bu davalarınızı, biz aradan çıkalım, yasal terkimizi yapalım siz de belediye ile ne şekilde anlaşacaksanız anlaşın, gerekirse bu konuda size de destek olalım” dedik. Ama tabii oradaki avukatlar buna karşı ve bu işin çözülmesini istemiyorlar, çünkü davalar sürdükçe, süre uzadıkça gecekonduculardan sü- rekli para alıyorlar. Bunu da belirttik ve “biz aradan çıkalım, bundan herkes kazançlı çıksın, aksi taktirde bu iş böyle uzar gider ve kimseye de yaramaz” dedik. Sonuçta bugün biz henüz bu noktaya gelmemiş olsak bile, eninde sonunda bu arazi Ata-2’ye verilmek zorunda. Zaten bunun başka yolu da yok. KİMİLERİ GİBİ KİMSEDEN BİR KARIŞ FAZLA TOPRAK İSTEMİYOR, SADECE YASAL HAKKIMIZI İSTİYORUZ’ Belediye nezdinde şöyle bir durum var. Daha önce yapılan kimi söylemlerden ötürü Ata-2’lilere güven zayıflamış, tapularını aldıklarında bunun üstüne yatarlar ve gerekli yasal terklerini yapmazlar ve iş uzar gider diye düşünüyorlar. (Genel kurul öncesi bazı gruplarşöyle söylemlerde bulunuyordu. “Önce tapumuzu alacağız, duvara asacağız, sonra gecekonducuları orada çıkaracağız, sonra büyük müteahhitleri çağıracağız burayı kentsel dönüşüme sokacağız” gibi saçma sapan düşünceler yüzünden ATA-2 ye karşı güven zafiyeti oluştu.) Biz de diyoruz ki, “Hayır, çekinmenize gerek yok. Siz tapumuzu verin, biz de anında yasalarda yer aldığı biçimde kamusal terkimizi yapalım”. Biz daha önceleri seçim süreçlerinde kimilerinin dile getirdiği söylemlerde bulunmuyor, yani kimseden bir karış fazladan toprak istemiyoruz. Kimsenin tavuğuna kışt demiyoruz, gecekonducuları oradan atacağız demiyoruz. Bu sorun belediye ile onlar arasında, tapumuzu alır almaz terk edeceğiz ve bizim sorunumuz olmaktan çıkacak. “BRÜT EMSALİMİZİ BOZMADAN GECEKONDU ARAZİSİNDE YASAL KAMUSAL TERKİMİZİ YAPACAK VE KENDİ YOLUMUZA GİDECEĞİZ” Biz yasal hakkımızı, tapuda yer aldığı biçimde bize ait olan ve bedeli ödenmiş arazimizi istiyoruz. Bunun tapusu üzerimize geçer geçmez de, gecekonducular bölgesini yasal olarak kamuya terk edeceğiz ve ondan sonra da artık bir ilgimiz kalmayacak ve kendi yolumuza devam ederek ferdileşme sürecini başlatacağız. Biz sadece şu anki sınırımızdaki araziyi talep ediyoruz. Biz iyi niyetli olarak problemin çözümünden yanayız. Bu sadece bizim değil, Üsküdar’ın ciddi bir toplumsal problemi aynı zamanda. Hep beraber el ele vererek çözmek zorundayız. Tek derdimiz, tek talebimiz bu.. Ve bu yapılırken de brüt emsalimiz hiçbir biçimde bozulmasın istiyoruz. Herhangi bir yeniden yapılaşma durumunda bir daha bizden terkin istensin, alınsın istemiyoruz.

DANIŞTAYIN KARARINI BİLE BEKLEMEDEN DEFTERDARLIK GEREĞİNİ YAPMALIDIR. Bildiğiniz gibi Danıştay’daki davalar uzun süren davalardır. Üstelik o davanın Ata-2 ile doğrudan bir ilgisi yok. Zaten bakanlık olur yazısı olduğu ve onun aksine bir şey olmadığı sürece defterdarlık gereğini yapmalı ve tapuyu bizim adımıza tescil etmelidir. Bu nedenle, aslında Danıştay, yürütmeyi durdurma filan hepsi oyalama. Sen hem kanunen hem de bakanlık yazısına dayanarak bana bir an önce tapumu vermek zorundasın. Bizim talebimiz bu.

GELİNEN SON NOKTADA SESİMİZİ DUYURACAK, BİR KAMUOYU OLUŞTURACAK VE TÜM KURUMLARI DİLEKÇE YAĞMURUNA TUTACAĞIZ. Geçtiğimiz günlerde Ankara’ya gittiğimizde ATA-2 yaşam bültenini Milli Emlak Genel Müdürü Tufan Bey’in önüne koyduk ve dedik ki, “Bakın burada 13 bin nüfus yaşıyor. Bunların tamamını mağdur ediyorsunuz”. Tufan bey şaşırdı, “Biz Ata-2’nin bu kadar büyük bir yer olduğunu bilmiyorduk. Bu kadar çok insanın yaşadığı bir yer miymiş ?” dedi. Bu da şunu gösteriyor ki biz her yerde bir kamuoyu oluşturmak zorundayız. Hukukçu arkadaşlarla konuştuk, bu gidişle yakında bir dilekçe kampanyası başlatacağız. Metni, içeriği biz hazırlayacağız ve ferdi olarak herkesin tüm kurum ve kuruluşları bir dilekçe yağmuruna tutmalarını sağlayacağız.



Ahmet Gülaydın      ŞUBAT 2017   Okunma Sayısı: 2039


Yazdır

 

Yazarın Diğer Yazıları

















Aidat Borcu Sorgulama
Son Ziyaretçi Yorumları
rumuz
artık fesih tarihini paylaşma zamanı gelmiştir. Bitirin şu işi, hükümet bile yüzyılın olayını yaptı, daha ne bekliyorsunuz...

Fuat DEMİRTAŞ
Çocuk oyun parklarının yanıbaşında bulunan sigaralıklı çöp kutularının kaldırılmasını ve oyun parklarına sigara içilmez uyarı levhalarının asılmasını rica ediyorum. C kapısından girdikten sonraki oyun parkında 3 adet sigaralıklı çöp kutusu var. Çocuğumu parkta oynatırken sigara dumanına maruz kalmak istemiyorum. Söz konusu çöp kutularının bulundukları yer ile ilgili resimler tarafımda mevcuttur.

site sakini
BAŞARILI ÇALIŞMALARINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER HER NE KADAR ELEŞTİRİLERİ OKUSAK İSEDE MEYVE VEREN AĞAÇ TAŞLANIR HEP SİZİNLEYİZ UYGULAMALARINIZ İLE SİTE HAYAT BULDU GÜVENLİĞİ ELEŞTİRENLER ŞEHİR DIŞINDA İKEN ÇOÇUGUMUN ATEŞİNİ DÜŞÜRMEK İÇİN İLAÇ ALAN AMBULANS İLE GELİP REFAKAT EDEN KOMŞUMUN ANNESİNENE KALP MASAJI YAPAN PERSONEL VARKEN GÖZÜMÜZ ARKADA DEĞİL.HHASTANEYE GİDENİ ARAYAN YÖNETİMİ SİZLER İLE GÖRDÜK TEŞEKKÜRLER BİR KEZ DAHA


Tüm ziyaretçi yorumları için tıklayınız.
Günlük Gazeteler